21 Nisan 2014 Pazartesi

Sorunlarını Kendi Çözen Etkin Çocuklar

http://hulyagurel.simplesite.com.tr/316629071

SORUNLARINI KENDİLERİ ÇÖZEN ETKİN ÇOCUKLAR

Çocuklar sorunlarını kendileri çözebilirler. Biz yetişkinlerin onları adil bir şekilde dinlemesi, onlara danışmanlık yapması ile sorunları çocuklar çözebilirler. Sabırlı, hoşgörülü ve yargılamadan, hüküm vermeden çocuğu dinlemek yeterlidir.
Çocuk, duygularını, öfkesini, yargısını olduğu gibi anlatabilmelidir. Bunun için yetişkinin çocuğu dinlerken, ona bakması, sonuna kadar dinlemesi, çocuğun sözünü kesmemesi gerekir.
Bazen tecrübelerin getirisi ve duygularımızın etkisiyle çocuklarımıza ön yargılı yaklaşabiliyoruz. Karşıdaki çocuğun yaptığı davranışa sebep olanın kendisi olduğunu çocuğa anlatmaya ve nasihat vermeye başlarız. Neden böyle yaptın, tabi ki oda sana bunu yapacak cesaret bulmuştur. Neden benim söylediğim gibi yapmadın? Vb. şeklinde çocuğu suçlarız. Oysa ki bunun çocuğun sorunlarını çözmesi için cesaretini kırmaktan öteye gidemediğini görmeyiz.
Bu nedenle çocuğu dinledikten sonra, sorununa çözüm bulmak, hatayı bulmak, ona yol göstermek zorunda değiliz. Amacımız çocuğumuzun yaşadığı üzüntüyü anlatıp, içini dökmesini sağlamak olmalı. Genellikle böyle şeyler olabildiğini, bu yaşadıklarını herkesin yaşayabileceğini söylemek, gerekirse kendi çocukluğumuzdan, abi ve ablalarının yaşadıklarından kısa örnekler vererek, sorunların yaşamın bir parçası olduğunu anlatmak gerekir.
Neler hissettiğini, niyetinin ne olduğunu, sonuca göre duygularını sorabiliriz. Bunun yanı sıra sorun yaşadığı arkadaşının niyetinin, hislerinin neler olabileceğini sormalı, karşıdaki çocuğun amacını tahmin etmesini sağlamalıyız. Ardından sonuç karşısında çocuğun yaptığı davranışla kendini nasıl hissettiğini sormalıyız. Muhtemelen kötü hissediyordur. O zaman ne yaparsa kendini daha iyi hissedeceğini sormalı, bu soru üzerinde alternatifler geliştirmesine yardımcı olmalıyız.
Bu alternatiflerin olası sonuçları hakkında fikir yürütmesini istedikten sonra, kendisini en iyi hissedeceği davranışı seçmesi ve uygulaması konusunda çocuğu yüreklendirmeliyiz. En doğru davranışı seçme zorunluluğu yok. Yanlış bir uygulama kararı aldıysa bile, tehlikeli bir uygulama değilse, bunu yapmasına fırsat vermeliyiz. Bu uygulamanın ardından çocuğun hisleri ve sonuçlarını sohbet eşliğinde değerlendirmesine, yeni kararlar almasına ortam hazırlamalıyız.
Çocuğun ulaşacağı sonuçları ve çözüm yollarını biz yetişkinler önceden görebiliriz. Ancak, zaman içersinde, çocukların da bu öngörüye deneyimlerle ulaşmalarına, onun yanında olarak fırsat vermeli, desteğimizi her zaman hissettirmeliyiz.

Hülya GÜREL
Çocuk Gelişimi ve Eğitimcisi